Art and culture resources on the web... By Avniye TANSUG

Pazartesi, Haziran 08, 2009

"GEÇMİŞLE KOLKOLA"; Güneş Karabuda'nın Yaşam Öyküsü


Cem Yayınevi'nden çıktı...

Gazeteci, fotoğraf sanatçısı, belgesel film yönetmeni ve yazar Güneş Karabuda´nın anlamlı yaşamı, bir ömre sığmayacak yoğunlukta... Gülseren Engström bu kitapta, yarım asra damgasını vuran olay ve kişileri Karabuda'nın tarafsız ve duyarlı gözünden izleme olanağını sunuyor bizlere. Engström, siyasal ve toplumsal açıdan dönüm noktası sayılabilecek olaylara tanıklık eden Karabuda'nın yaşamöyküsünü, doğduğu İzmit Devlet Hastanesi´nden başlayarak anlatıyor...

Şu anda Paris, Stockholm, İstanbul üçgeninde yaşayan, çocukluk arkadaşlarının gevrek kahkahalarını özleyen, İsveçlilerin hakseverliği ile sadeliklerini seven, Paris´teki anılarına tutkun, her şeyden önce kalbi Beyoğlu´nda atan Güneş Karabuda´nın anlattıkları, yakın tarihimizi daha iyi anlamamıza katkıda bulunacak...

ISBN : 975-406-866-6, ISBN 13: 9789754068665, 192 SAYFA, 15,5 x 24 CM, 1.hamur

Bu arada Güneş Karabuda'nın torunu Emil Karabuda da liseyi bitirip olgunluk sınavı ("bakelorya") diplomasını 5 Haziran 2009'da aldı! Emil, dedesi gibi duyarlı ve çok yönlü bir genç!

Etiketler: , , ,

Perşembe, Mayıs 14, 2009

POLAR MÜZİK ÖDÜLLERİ 2009 JOSÉ ANTONIO ABREU & EL SISTEMA ve PETER GABRIEL'E

José Antonio Abreu and El Sistema Citation:

The Polar Music Prize 2009 is awarded the Venezuelan conductor, composer and economist José Antonio Abreu. Driven by a vision that the world of classical music can help improve the lives of Venezuela?s children, he created the music network El Sistema, which has given hundreds of thousands the tools to leave poverty. José Antonio Abreu?s successful creation has promoted traditional values, like respect, fellowship and humanity.

His achievement shows us what is possible when music is made the common ground and thereby part of people?s everyday lives. Simultaneously, a new hope for the future has been given children and parents, as well as politicians. The vision of José Antonio Abreu serves as a model to us all.

Peter Gabriel Citation:

Peter Gabriel is being awarded the Polar Music Prize 2009 for his ground-breaking, outward-looking and boundary-busting artistry. As a composer, artist and person, Peter Gabriel has not only had a significant influence on the development of popular music ? he has redefined the very concept. Peter Gabriel does more than just intertwine music, voice and images ? his music is at once a megaphone for the global society and its most unflinching critic. Peter Gabriel?s artistry presents us with world music in its most meaningful sense.

The laureates will receive the prize from His Majesty King Carl XVI Gustaf of Sweden at a gala ceremony at the Stockholm Concert Hall to be followed by a celebratory banquet at Grand Hôtel on Monday 31st of August. The ceremony will be broadcast live on national television (TV4). Later in the evening, a summary of the ceremony and the banquet will be broadcast. The event attracts international media, members of the international music business, celebrities, artists, musicians, government ministers, politicians and leading members of society and industry.

Each recipient receives a total amount of one million SEK which is equivalent to approximately USD 122 000 or EUR 92 000.

The Polar Music Prize was founded in 1989 by the late Stig ?Stikkan? Anderson, a true legend in the history of popular music. Stig Anderson was the publisher, lyricist and manager of ABBA, and he played a key role in their enormous success. The name of the prize stems from Anderson?s legendary record label, Polar Music.

The Polar Music Prize is an international music prize which is awarded to individuals, groups or institutions in recognition of exceptional achievements in the creation and advancement of music.

The Polar Music Prize awards two laureates in order to celebrate music in all its various forms and to emphasize the original intention of the Polar Music Prize: To break down musical boundaries by bringing together people from all the different worlds of music.

The board of the Stig Anderson Music Award Foundation consists of representatives from the Stig Anderson family, SKAP (The Swedish Society of Popular Music Composers) and STIM (The Swedish Performing Rights Society). The task of scrutinizing nominations submitted and selecting the ultimate laureates is empowered The Polar Music Award Committee comprising of internationally renowned artists and musicians as well as other key figures in the music industry.

Today, the Polar Music Prize has become one of the most prestigious music prizes in the world. The list of laureates speaks for itself:

Sir Paul McCartney, Dizzy Gillespie, Witold Lutoslawski, Nikolaus Harnoncourt, Quincy Jones, Mstislav Rostropovitch, Sir Elton John, Joni Mitchell, Pierre Boulez, Bruce Springsteen, Eric Ericson, Ray Charles, Ravi Shankar, Iannis Xenakis, Stevie Wonder, Bob Dylan, Isaac Stern, Burt Bacharach, Robert Moog, Karlheinz Stockhausen, Sofia Gubaidulina, Miriam Makeba, Keith Jarrett, B.B. King, György Ligeti, Gilberto Gil, Dietrich Fischer-Dieskau, Valery Gergiev, Led Zeppelin, Sonny Rollins, Steve Reich, Renée Fleming and Pink Floyd have all been bestowed with the Prize since its inception in 1992. In 1992, the Baltic States were also awarded the Prize to encourage them in their work for protection of copyright.

Etiketler: ,

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

WEB GÜNLÜĞÜNDEN KİTABA: DÜŞLER VE GÖRÜŞLER



“…bırakalım şeffaflığı vergi mükelleflerine. Duygu ve fikir mükelleflerinin ise kara kutularının tadını bilelim, açmaya çalışmadan.”

Kitap içerikleri web'e taşınadursun, Ahmet Cafer Çelebiler de "Dreams and Perception" başlıklı web günlüğünü kitaba dönüştürmüş: "Düşler ve Görüşler"... Çok sevindim çünkü ülkemizde nitelikli web günlüğü içeriklerinin herkes ya da gerçek ilgilileri tarafından farkedilmesi önemli ve onların çoğu çevrimiçi değil...

Basın Bülteni'ndeki açıklama da şöyle:

Açılmayan Kara Kutular: Düşler ve Görüşler

Ahmet Cafer Çelebiler’in, metafizik yönünün de hayli ağır bastığı düzyazı ve şiirlerini derlediği Düşler ve Görüşler, seyahat anılarında da ifade ettiği gibi “incelenmesi, on adım geriye giderek temaşa edilmesi gereken” fikirlerin samimi bir dille aktarıldığı özenli bir eser.

Ahmet Cafer Çelebiler tarafından kaleme alınan Düşler ve Görüşler, gerçeklik duygusu yaratma kaygısı gütmeden, gerçeğin kendisini değil yazar tarafından görülen ve anlatılan imgelerini okurlarıyla paylaşıyor. Dil ve gerçeklik arasındaki kopukluk arasında kendi zihni içinde köprüler kuran yazar, gözlem sürecinin öznesi olarak yazıyor.

Düzyazı ve şiirlerinde Çelebiler, Holmes’un kara kutu veya zihin dediği yerde gözlediklerinden aldığı mesajları kendi algı süzgeçlerinden geçirerek duygularının, anılarının ve diğer yazınsal birikimlerinin üzerinden yeniden kodluyor. Mutluluk ve giz çözmenin insanlığın en değerli amacı olduğuna inananlara bir de sonuca varmaktan çok süreci yaşamanın anlamını hatırlatıyor: “…bırakalım şeffaflığı vergi mükelleflerine. Duygu ve fikir mükelleflerinin ise kara kutularının tadını bilelim, açmaya çalışmadan.”

İnsan ve kader üzerine eğilirken çok sesli olmayı başaran Çelebiler’in Düşler ve Görüşler’i, Orhan Veli Kanık’ın sadece nasırlarından şikayet ederek yaşayan ya da sadece öyle var olarak ölüp gitmiş Süleyman Efendi’si ile T.S. Eliot’ın toplumsal bakışın iğne gibi delerek geçtiğini hissederek yaşarken ölüme yaklaşan J. Alfred Prufrock’unu aynı metinde buluşturarak okurların tematik ve biçimsel düzeyde başka metinlerle de ilişkiye girmesini sağlıyor.

Anıştırma veya yansılama, yazarın bir yöntemi olarak değil de yüzünü yaşanan dünyaya çeviren bir insanın zihin süreçlerini eleştirel bir dil çerçevesinde paylaşması olarak karşımıza çıkıyor.

Düşler ve Görüşler, okuduktan sonra bakış açımızın ayarlarıyla oynamamızı sağlayan, algı aralığımızı açtıran, her sayfası görsellikle desteklenen bir kitap. Kimisini “İnsan kalabalığından uzaklaşıp, his kalabalığımıza, evimize döndük” diyerek sonlandırdığı anı yazılarıyla bir seyyah, Şamanlardan türetme fikirleri kuantum süzgecinden geçirmeye kalkıp aydınlanma getirdiğini sanan ama yüzlerce yıl öncesinin Cüneyd-i Bağdadi’sinin cübbesinin içindeki sırdan ya da onun öğrencisi Hallac-ı Mansur’un her şeyin bütünlüğü, birliği ve tekliğine varan tasavvufundan bihaber sansasyonel filmleri sorgularken bir eleştirmen, Prokofiev konçertosu misali inişli çıkışlı, canlı ve romantik Roma’dan söz ederken bir baba, şiirin kurallarını alt üst eden E.E. Cummings veya mizahi bir dille geleneklere arkasını dönen Ogden Nash’li göndermeleriyle çok dilli bir şair, şairlik ruhsatını sorgulayıcı gözlüklerle ele alışıyla bir eleştirmen, globalleşmenin özünü oluşturan yemek tariflerinden söz ederken bir gözlemci, Bernard Shaw’dan daha çok sevdiğini söylediği bir Belçikalı avant-garde tiyatrocuyu (Ghelderode) Rıza Paşa Yokuşunda buluşuyla bir kaşif, samimi ve en önemlisi de cevap istemeyen seslenişleri, riskli bir alemin öznesi oluşu ve çarpıcı deyişleriyle bir başka türlü bir öz yaşam öyküsünü dillendirdiği kitabıyla ve kendi deyişiyle bir “riskolojist” Çelebiler.

Ciltli, sert kapaklı ve özel kağıda basılmış olan Düşler ve Görüşler’i okurken, “ses geçiren duvarlar[ın] sessizlik de geçirdiğini”, “matruşkaların içinin ultrasonla veya endoskopiyle gözlenemediğini” veya “miyop gözlerin zamanı da yakınlaşmadıkça göremediklerini” fark edebiliyoruz.

Domino Yayın Grubu tarafından yayımlanan kitap ile ilgilenen okuyucular D&R’lardan, Homer Kitabevi’nden ve internetten Düşler ve Görüşler’i temin edebilirler.

Yazar Hakkında:
Ahmet Cafer Çelebiler 1944 ylında İstanbul’un Ayaspaşa semtinde doğdu. Sıkıcı olmayacağına inandığı bir risk ve sigorta kitabı ile yaşam mekanlarında ki geçmiş ve gelecek yolculukların ikinci kitabını planlıyor.

Lisede “Sevmek Günah mı?” sözcükleriyle okul defterlerini doldurarak başladı yazmaya. Sevmeden kimya mühendisliği, işletme, severek de tiyatro, edebiyat, psikoloji okudu. Hepsini birleştirmeye çalışarak lisansüstü eğitimini önce kitle haberleşmesi sonra sosyal-politik-ekonomik kalkınma ve planlama da yaptı.

Suudi Arabistan Planma Bakanlığı'nda 4 yılı aşkın danışmanlığı dışında memur, teknik müdür, yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanı ve patron olarak sigorta sektöründe çalıştı. 20 yıldır muhtelif üniversitelerde eğitim veriyor. İnsan, tabiat ve öğrenme sevgisi ile her konuda ki merakını iki kızının annesi ve erişebildiği herkesle paylaşıyor. http://ahmetcafercelebiler.blogspot.com/

Etiketler: , , ,

Çarşamba, Nisan 29, 2009

TAY - ARKEOLOJİK TAHRİBAT RAPORU 2008

...Toprak altından çıkan ve toprak üstünde bulunan eski uygarlıklara ait kalıntılar, “kültür mirası” kavramı ile, üzerinde sonsuz tasarruf yetkisine sahip olunan bir “mal” haline gelmesine neden olmaktadır. Bunun yerine bu kültür değerleri, gelecek nesillere korunarak aktarılması için kültür ve tabiat varlıkları olarak anılmalı ve “emanet” olarak benimsenmelidir...
TAY - ARKEOLOJİK TAHRİBAT RAPORU 2008

Marmara - Bizans Raporu da şurada.

Etiketler: , ,

Salı, Nisan 21, 2009

“BİR NEFES BİR BEDEN” - İstanbul Devlet Opera ve Balesinin Dünya Dans Günü Kutlamaları...

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, bu yıl Dünya Dans Günü’nü daha farklı bir boyutta kutlamayı amaçlıyor.
28 Nisan-1 Mayıs arasında 4 gün sürecek etkinliklerde,İstanbul Devlet Opera ve Balesi repertuarından seçmeler, dersler, atölyeler, fotoğraf ve kostüm sergilerinin yanı sıra, İstanbul’da dans eğitimi veren kurumlar ve özel toplulukların gösterileri yer alacak.
Devlet Opera ve Balesi Müdürü Suat Arıkan, Müdürlük olarak, ilk defa böyle bir projede İstanbul Bale dünyasının bir çatı altında birleşeceğini vurguluyor.
Projenin Sanat Yönetmeni Beyhan Murphy, “Bir Nefes Bir Beden” başlığı altında tanımladığı bu kutlamaların ana fikrinin, İstanbul’da gerek resmi kurumlarda gerekse bağımsız olarak çalışan dans sanatçılarını bir araya toplamakla beraber klasik bale ve modern dans arasındaki bağların kuvvetlenmesi olduğunu ifade ediyor.
Temsiller dışındaki etkinlikler ücretsiz ve seyircilere açık yapılacak. Bu etkinliklerde amaç sadece dans çevrelerine değil, tüm seyircilere ve dans severlere kucak açmak.
Etkinlikler 28 Nisan’da salon çalışmaları ile başlayacak. İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının ders ve provalarının seyirciye açık olacağı bu günde, konservatuarlardan öğrenciler davet edilecek, öğrenciler solist sanatçılarla atölye yapma fırsatı bulacaklar.
29 Nisan’da Dans ve Mizah başlığı altında, Türk dans repertuarının komedi ögesiyle bütünleşen eserlerden bölümler sergilenecek.
30 Nisan Kutlama Gecesi çerçevesinde Paris Opera Balesi’nden solist sanatçıları,İstanbul’da uzun yıllardır dansa emek veren özel topluluklardan “Çağdaş Bale Topluluğu”, “Çıplak Ayaklar KumpaLudmila Paglieronyası”, ve danscı yetiştiren eğitim kurumları İ.Ü. Devlet Konservatuarı, M.S.Ü Devlet Konservatuarı Klasik ve Modern Dans Ana Bilim Dalları, Yıldız Teknik Üniversitesi gösterileri seyircilerle buluşacak. Aynı gece, Paris Opera Balesi solistlerinden oluşturulan Incidence Chorégraphique Topluluğu’nun başdansçılarından ve Paris Opera Balesi'nin solistlerinden Bruno Bouché ve Ludmila Pagliero, günümüz klasik bale koreografisinin önde gelen isimlerinden, Paris Opera ve Balesi baş dansçılarından Jose Martinez’in kendileri için yaptığı “Delibes Suite” adlı ikili dansı ve birer solo sunacaklar. Aynı zamanda Bruno Bouche, İstanbul Devlet Opera ve Balesi dansçıları ve konservatuar öğrencileriyle, atölye etkinlikleri kapsamında repertuar çalışmaları yapacak….
1 Mayıs’da gecenin teması ise “Dans ve Aşk”; Dans repertuarının “aşk”a adanmış çeşitli eserleri dans severlere sunulacak..

Etiketler:

Salı, Nisan 14, 2009

TANPINAR EDEBİYAT FESTİVALİ

http://www.istanbultanpinaredebiyatfestivali.com/

Pazartesi, Nisan 06, 2009

"SOLD IN NEW YORK CITY"- John Manno fotoğraf sergisi


NewYork'un beş bölgesinde neler satılır?
Bir fotoğraf sanatçısı; John Manno, buradan yola çıkarak harika bir iş çıkarmış:
Sold in New York City

An on-going exploration of the neighborhoods of New York City, their stores and the various items they sell.
A photographic project by John Manno.

Etiketler: